Tek adam yönetiminin, ‘iki kere iki dört’ demesine bile artık inanılmıyor!

  • 12 Ağustos 2021 10:53

Yazar : İhsan Çaralan

Dönemin Enerji Bakanı Berat Albayrak, 2018’in 31 Mayıs günü, bir sondaj gemisinin denize indirilmesi için düzenlenen törende, “Ay’a dört şeritli yol yaptıracağız desek bize inanan büyük bir seçmen kitlemiz var” diye övünüyordu.

Gerçi Albayrak bu sözleri söylediğinde AKP artık eski şaşalı günlerini çok geride bırakmıştı ama söylediği yalanlara demagoji ve medya gücü kullanılarak inandırıcılık sağlamaya devam ediyordu. Ama Albayrak’ın sözleri burjuva siyasetin amacını ifade etmesi bakımından önemliydi. Albayrak bu sözü, bugünden bakıldığında şaibeli de olsa 2018’de kazandıkları son seçimin hemen öncesinde söylemişti. Ve en azından AKP yöneticileri böyle inanmaya devam ediyorlardı.

Ama o günden beri çok şey değişti. AKP sözcüleri ya da Saray’ın sözcüleri, dahası devletin istatistik kurumu TÜİK başta olmak üzere devletin kurumları ve yüksek bürokratlarının verdiği resmi açıklamalara, inandırıcı olsun diye sunulan rakamlı verilere artık kimse inanmıyor.

AKP’NİN YALANLARINA ARTIK İNANILMIYOR

Hele de yangınlar, deprem, pandemi, ekonomik kriz gibi, halk yığınlarının kendisini yakından ilgilendiren sonuçlar doğuran gelişmeler karşısında iktidarın söylediklerine, vaatlerine inancının azalması gibi, iktidar sözcülerinin birbirini yalanlaması ya da aynı sözcünün bugün söylediklerinin ertesi gün tamamen tersini söylemek zorunda kalması, iktidarın söylediklerine inanılırlığı da hızla azaltmaktadır.

Bunun son örneklerini şöyle sıralayabiliriz:

1-) Orman yangınları: 28 Temmuz günü Manavgat’tan başlayan; Muğla, Aydın, Denizli, pek çok ilde iki yüzden fazla noktada çıkan yangınlar karşısında ciddi bir inisiyatif gösteremeyen Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli’nin açıklamalarında gördük. “Yangınlarda neden uçak kullanılmıyor?” sorusuna Bakan Pakdemirli; “Envanterimizde bir tek yangın söndürme uçağı, bir tek helikopter yoktur” diyerek yanıt verdi. Ama aynı Bakan, yangınlar nispeten kontrol altına alındığında; 'Dünyanın en büyük yangın söndürme filosuna sahibiz' diyerek, ilk açıklamasıyla taban tabana zıt iddiaları öne sürmede bir sakınca görmedi.

2-) İşsizlik verileri: İşsizliğin her emekçi evinde en büyük sorun olduğu, giderek de çok daha derin ve ağır biçimde hissedildiği bir zamanda TÜİK haziran ayında işsizliğin yüzde iki buçuktan fazla (2.6) azaldığını iddia ederek, inanılmazlık çıtasını “bir tık” daha yükseğe koydu!

Reklam

3-) Enflasyon: Gerçek enflasyon yüzde 40’ları aşmasına karşın TÜİK’in enflasyonun yüzde 19 düzeyinde olduğunda ısrar etmesi ve artık enflasyondan söz edilirken sözcüğün başına “TÜİK enflasyonu ya da “gerçek enflasyon” diye ayrım yapma ihtiyacı duyulmasında açıkça gördük, görüyoruz. TÜİK enflasyonunun tamamen yalan olduğunu çarşı-pazara giden her vatandaş açıkça görüyor.

4-) Pandemi; ‘Bize inanmıyorsanız İsrail’e inanın’: Bir buçuk yıla yakın bir zamandan beri süren pandemide de “Turkuaz Tablo” ile açıkça gerçeklerin ters yüz edildiğini hepimiz öğrendik. Ne test sayısı ne hasta sayısı ne aşı ne de ölümler… Hiçbir konuda halka gerçekler söylenmedi. Gerek Turkuaz Tablo gerekse iktidar vaatleriyle ilgili her konuda iktidarın inandırıcılığının kalmadığına tanıklık ediyoruz nitekim. Bu konuda son itiraf ise; İstanbul Sağlık Müdürü Kemal Memişoğlu’ndan geldi. Memişoğlu, aşının kısırlık yapacağı iddiasının gerçeği yansıtmadığını söyledikten sonra, “Eğer böyle olsaydı İsrail aşı yapmazdı. Eğer bize inanmıyorsanız İsrail’e bakın onlar da bizim gibi aşı yapıyor” diyerek, AKP için dünyadaki bütün kötülüklerin merkezi olan İsrail’i referans gösterdi! Ki, Memişoğlu’nun bu ifadesi, aynı zamanda artık AKP’nin sadece yalanlarına değil, doğruyu söylemek zorunda kaldığı zaman bile söylediğine inanılmayan bir aşamaya geldiğini göstermektedir. Hani yalancılığı artık ayyuka çıkanlar için, “İki kere iki dört dese inanmayacaksın” denir ya, iktidarın geldiği yer burasıdır! Hele de bunu AKP’nin bir yüksek bürokratı olan profesör tarafından söylenmesi AKP’nin geldiği yeri daha da manidar kılmaktadır.

TEK ADAM YÖNETİMİNİN MEŞRUİYETİ TARTIŞILMAKTADIR

İktidarın az çok seçimlerle belirlendiği kapitalist ülkelerde sermaye partilerinin iktidarda kalış süresi halk çoğunluğunun söylenen yalanlara inanma ömrü kadardır.

Bir iktidarın söylediklerine inanmamanın böyle bir aşamaya gelmesi, o iktidarın artık halk indinde meşruiyetinin kalmaması demektir. Yani, iktidarın halk indinde bittiğindir.En azından 2019 yerel seçiminden beri, iktidarın söylediklerine inanmama süreci hızla ilerlemektedir. Ve bugün süreç özetle, “Bize inanmıyorsanız İsrail’e inanın” deme aşamasına kadar gelmiştir!

Göbels’in, “Yalanınıza inanılmıyorsa daha büyüğünü söyleyin” denklemi de tek adam yönetimi için sarılacak sağlamlıkta bir dayanak olamamaktadır. Tabiri caizse iktidar artık “yalanın bile bittiği noktada”dır!

AKP’nin geldiği yer, halka yalan iktidar olmak isteyen bütün burjuva partilerinin geleceklerini göstermektedir. Hele de iktidar olurlarsa!

Bu yüzden de ülkemizde bugün siyaset alanındaki esas sorun halkın taleplerini esas alan ve talepleri etrafında birleşecek güçlerin burjuva-gerici seçenekler karşısında halkın seçeneği (üçüncü yol) için inisiyatif almasıdır. Ki, önümüzdeki döneme böyle bir platform oluşturularak müdahale edilmesi halk güçlerinin geleceği bakımından belirleyici önemde olacaktır.

Benzer Haberler

Burun damlası aşı
  • 16 Eylül 2021
Vicdansız ev sahipleri
  • 16 Eylül 2021

Yorumlar (0)

Henüz bu haber için hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.